Lider Haber

AYASOFYA CAMİİ VE MÜZELER(İMİZ)

AYASOFYA CAMİİ VE MÜZELER(İMİZ)
Abdülhamit Karabulut
Abdülhamit Karabulut( rpabdulhamitkarabulut@gmail.com )
15 Temmuz 2020 - 0:08

Ayasofya’mız nihayet camii statüsüne tekrar kavuştu.

Bu mühim olaya bizleri şahit eden Rabb’imize sonsuz şükürler olsun.

24 Temmuzda Ayasofya ibadete açılacak ve zincirler kırılacak. Bu tarihi olayın gerçekleşmesi için halis niyet ile çalışan tüm yetkilileri ve yıllardır yüreğinde Ayasofya Camii hasretiyle yanıp tutuşan bilinçli Müslümanları tebrik ediyorum. Vatana, Millete ve tüm İslam âlemine hayırlı uğurlu olsun.

Şu sıralar normal olarak herkes bu olayı tartışıyor. Hangi kanalı açarsanız açın yayında Ayasofya hakkında konuşuluyor. Ben ise yazımda başka bir konuya değinmek istiyorum.

***

Bundan iki yıl önce 2018’de Kültür Ve Turizm Bakanlığı tarafından bir ihale gerçekleştirilmiş. Türkiye’deki elli dört tane müzenin gişe işletmeleri ve kazancı dokuz yıllığına kiralanmış.

Topkapı Sarayı, ‘Ayasofya’, Türk İslam Eserleri, Pamukkale, Efes ve Göreme gibi müzeler de var bu elli dördünün içerisinde.

Evet, yanlış duymadınız Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den kalan kutsal emanetlerin de içinde bulunduğu Topkapı Sarayı ve Sultan Fatih’in emaneti Ayasofya da! Neyse ki camii statüsüne alındı Ayasofya, yani girişler artık ücretsiz. Bu sebeple ihaleyi alan şirkete tazminat ödenmeyecekmiş, Bu da güzel bir haber.

Ben neden mi bu ihaleye bu kadar takıldım? Nasıl olsa Türkiye’de zaman zaman işletmeler ihale ile kiralanıyor değil mi? Okumaya devam edince anlayacaksınız.

Takılmamın sebebi ihalenin Yahudi iş adamı Maurice Amon’un 1924 yılında kurduğu, İsviçre merkezli şirkete verilmesi. Maurice Amon Yahudiliğin bir kolu olan Sefarad Yahudileri’nin (İspanya’dan göç eden Yahudilerin) babası olarak biliniyor. Ülkemizde yaşayan yirmi beş bin Yahudi’den yirmi dört bini de bu kola mensup. Şirket hala Maurice Amon’un üçüncü nesil torunları tarafından yönetiliyor. Amon ailesi günümüzde kurdukları Maurice Amon Vakfı vesilesiyle uluslararası Yahudi organizasyonlarına yardım edip onların finansörlüğünü yapıyor. Aslında şirketin çalışma alanına bakacak olursak bu çok da ilginç değil.

SICPA Şirketi yani uluslararası ismiyle SICPA Company 5 kıtada ağırlıklı olarak mürekkep ve basım alanında çalışıyor. Özellikle de para basımı. Dünya Merkez Bankası ile de çalışan şirket, para basarak para kazanıyor.

Hadi bulduğumuz bu parçaları birleştirip büyük resmi ortaya çıkaralım. Yahudiler, Uluslararası Yahudi kuruluşları, dolar, para basmak ve Dünya Merkez Bankası. Birleştirince karşımıza elbette siyonizm çıkıyor.

Peki, güzel ülkemizin güzide müzelerinin gişe gelirleri neden siyonist finansörü bir şirkete ihale ile veriliyor yahu?

Kimse bunu görmüyor mu?

Nedenini sorgulamıyor mu?

Biz ecdadımızın yaptığı Topkapı Sarayı’nı ziyaret etmek için para ödüyoruz. Üstüne üstlük bu ödediğimiz para işgalci israil devletinin finansörlerine gidiyor.

Bu nasıl iş?

Merhum Necmettin Erbakan hocamız boşuna söylemiyordu: ‘Siyonizm, kim ben mi siyonizme hizmet edeceğim? Şarkısını söylete söylete insanları kendisine köle haline getirir.’

Bir de Ayasofya’nın yıllık o kadar geliri var camii olursa ‘bu gelirden mahrum kalırız’ diyenler vardı.

Kimlerin cebine gidiyormuş o paralar?

En azından artık Ayasofya’nın gişe gelirleri Yahudi şirketine gitmeyecek.

Gerçekleşen ihalede imzalanan sözleşmeye göre bu müzelerin gişe yönetimi önümüzdeki yedi yıl daha bu şirkete ait maalesef.

Bir an önce bu karar sorgulanmalı ve yapılan yanlıştan geri dönülmelidir.

Aynı Ayasofya Camii’nin ibadete açılması kararında olduğu gibi!

Başlığımızda geçen Müzeler(imiz) ifadesinin manasını umarım anlatabilmişimdir.

Hal böyleyken bu müzeler bizim mi dersiniz?

LİDER HABER.... HABERİN LİDERİ...