Şiir Ve Medeniyet 1
Medeniyetin ne olduğuna dair büyük laflar edilip duruyor; şehirler, mimari, teknoloji, hız… Oysa -bence- bir toplumun gerçek derinliği, en çok şiirinde saklıdır. Bir milletin ruhuna kulak vermek istiyorsak önce şiirine kulak vermek gerekir. Çünkü şiir, söyleyemediğimiz şeylerin sızdığı o ince yarıktır; ne politikanın gürültüsüne teslim olur ne de kalabalıkların anlık heveslerine.
Bugün hepimiz medeniyet yorgunluğu taşıyoruz ama kimse bunun aslında şiirsizleşme krizi olduğunu fark etmiyor. Şiirin sesinin kısıldığı yerde düşünce de kısılır, duygu da küçülür. İnsan, hız uğruna adına hayat dediği şeyi parçalarken kelimeler hafifliyor, anlam kısalıyor ve toplum kendi iç sesini duyamaz hale geliyor. Şiir lüks değil; varoluşun kendini koruma biçimidir.
Tarih boyunca büyük medeniyetlerin tamamının ardında güçlü bir şiir damarının olması tesadüf değil. Yazının icadı bile şiiri, miti, destanı korumak içindi; çünkü bir toplum kendini ancak anlatarak hayatta tutar. Anlatamadığında, çürümeye başlar. Medeniyet önce bir anlatma biçimidir; şiir ise o anlatının en keskin, en yoğun hali.
Bir toplum şiiri kaybettiğinde, aslında kendi iç duyarlılığını kaybeder. Kelimelerin daraldığı yerde vicdan da daralır; kültürün sığlaştığı yerde insan içselleşemez. Şiir, kimsenin fark etmeden kurduğu en büyük direniş hattıdır. Sessizdir ama hükmü derindir. Çünkü insanı kendi içine döndürür ve kendi içine dönen insan, hiçbir iktidarın kolay kontrol edebileceği biri olmaz/olamaz.
Şiir medeniyetleri süsleyen estetik değildir; medeniyetin nabzıdır. Derinlik yoksa, büyüklük sadece bir yanılsamadır. Şiir, insana hem hafıza kazandırır hem de o hafızanın ağırlığını taşımayı öğretir. Bu yüzden şiir, bir dilin kendine saygı duyma biçimidir; bir toplumun kendi iç yankısına kulak verip vermediğinin en saf göstergesidir.
Bugünün dünyasında şiir hâlâ en sağlam sığınaklardan biri. Çünkü metalaşmış, ruhsuzlaşmış hayatın içinde insanın en kırılgan tarafını koruyor. "Ben buradayım" deme cesaretini şiirden başka hiçbir şey bu kadar sessiz ve bu kadar güçlü veremez.
Ve sonunda şu soruya dönüyorum yüzümü.
Bir medeniyet, kendi şiirini kaybettiği halde gerçekten hayatta kalabilir mi?

