Lider Haber

MAKAS AÇILDI!

MAKAS AÇILDI!
Ravşan Alioğlu
Ravşan Alioğlu( ravsan@liderhaber.com )
29 Aralık 2019 - 17:30

Dünya futbolunda artık yıldız futbolcuların transferleri için yüz milyon Euro civarındaki bonservis bedelleri rahatlıkla ödenebiliyor. Avrupa’nın büyük kulüpleri bu paraları harcamaktan hiç çekinmiyor. Üstelik o paraları verdikleri zaman hiç de elleri yanmıyor. Futbol tarihinde 100 milyon Euroyu geçen ilk transfer 101 milyon Euro ile Gareth Bale olmuştu. O zamana kadarki süreçte yapılan astronomik transferleri hatırlıyorum. Zaman zaman Real Madrid ve Barcelona’nın 50-60 milyon Euroyu bulan transferleri oluyordu. Ronaldo 93 milyon Euroydu. O istisna tabi. Bundan 10 yıl öncesine kadar 30-35 milyon Eurolar bize inanılmaz yüksek fiyatlarmış gibi geliyordu.  Şimdi ise bir yıldız futbolcu almak istediğinizde kulüpler size kapıyı yüz milyon Eurodan açıyor. Futbolcu bu değeri etse de, etmese de durum böyle. Satış yapan kulüplerin bahaneleri ise çoktan hazır. Birincisi zaten piyasa böyle, kincisi de daha kötü oyuncular daha yüksek bedellere satıldı şeklinde. Gerçekten de durum böyle. Bazen hiçbir şekilde o kadar etmeyecek oyuncular sırf o dönemin transfer gözdesi oldular diye kendi değerlerinden katbekat yüksek fiyatlara satılabiliyor. Kadro değeri 1 milyar Euroyu geçen kulüplerin sayısı giderek artıyor. Fransa, İspanya, İngiltere, İtalya ve Almanya’nın dışındaki hiçbir ligde yüz küsür milyon Euro verip oyuncu alacak kulüp yok. Bir dönem Çin bu fiyatlara yakın paralar harcıyordu sonrasında orada belli sınırlamalar getirildi.  Yani bu saydığım beş büyük lig dışında hiçbir takım önümüzdeki birkaç yıl içinde bu ekonomik yarışa giremez. Büyük ekonomi her zaman olmasa da çoğunlukla sportif başarıyı da beraberinde getiriyor. Şu anda Şampiyonlar Ligi’nde son 16’ya kalan takımların tamamı az önce saydığım bu beş ligden. Benim yorumuma göre bu fiyatları hak eden oyuncu sayısı çok az. Bir oyuncuya neden 100 milyon Euro verirsiniz? Ben yılda 50 gol atıyorsa verirdim. 100 milyon Euro’nun üstünde bir fiyata transfer olup yılda 50 gol atabilen kaç futbolcu var? Futbol piyasası aldı başını gidiyor. Türkiye’nin zaten bu ülkelerden geride olduğunu bilmeyen yok. Bizim gelecek yıllarda en azından bu ülkelerle mücadele edebilmek için futbol ekonomimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Biz iyi futbolcular almayı başarıyoruz. Almayı seviyoruz hatta. Ama satamıyoruz. Aldığımız oyuncular genellikle yetenekli olmasına rağmen futbol hayatının sonlarında olan oyuncular oluyor ve kariyerlerinde Türkiye son durak oluyor. Biz de ‘’Ne topçu ama be!’’ diyerek onlara birkaç sezon için tonla para veriyoruz. Durumumuzun diğer liglerden ne kadar geride olduğunu bir transferle özetleyeyim. Bu bile yeterli olacaktır. 2018 Ocak ayında küme düşmeye oynayan Stoke City, Süper Lig’de Şampiyonluğa oynayan Galatasaray’dan Ndiaye’yi 16 milyon euro’ya aldı. Size soruyorum Türkiye’de hangi kulüp bir oyuncuya 16 milyon Euro verebilir? Biz o Avrupa kulüplerinin bir oyuncuya verdiği parayla takım kuruyoruz. Aramızda uçurum var. Bizim yaptığımız yanlışlardan biri ise oyunculara çok fazla para veriyor oluşumuz. 32-33 yaşına gelmiş yıldız oyunculara paramız çokmuş gibi 4-5 milyon Euro maaşlar ödüyoruz. Pepe, Van Persie, Krasic, Drogba, Falcao, Eto’o, Nasri, Slimani, Sturridge… Bunun gibi birçok oyuncu daha sayabilirim. Bu oyuncuların bazıları iyi performans verdi, bazıları hala oynuyor, bazıları da sadece oturarak para kazandı. Avrupa’da bu gibi oyunculara bu paraları verecek başka bir ülke yok. Acaba biz onları gözümüzde fazla mı büyütüyoruz? Yoksa Avrupa’nın iyi yönlerini alalım derken ‘’fiyatı ne olursa olsun alalım’’ diye mi düşündük? Bonservis olarak baktığımızda bu futbolcuları gençken alamayız zaten. Almak istesek en az 30 milyon Euro isterler. Şampiyonlar Ligi’nden iyi bir para akışı sağlanıyor ancak biz ona da sadece bir takımla katılabiliyoruz. Bizim futbol ekonomimizi yükseltmemiz için Portekiz, Belçika, Hollanda gibi ülkelerin yaptığı transfer metodunu uygulamamız lazım. Özellikle Portekiz takımları bu konuda çok başarılı. Dünyada artık herkes her ligi, her takımı, her futbolcuyu izleyebiliyor, takip edebiliyor. Buna scouting deniyor. İzledikleri oyuncular arasından yetenekli olanlarını gençken keşfedip makul fiyatlara kadrolarına katıyorlar. Daha sonra bu oyuncuları oynatıp geliştiriyor ve yüksek bedellere satıyorlar. Bundan da çok önemli kazançlar elde ediyorlar. Futbolcu fabrikası gibi düşünün. Genç futbolcular da bu takımları üst düzey takımlara gidebilmek için bir basamak olarak görüyor ve tercih ediyorlar. Bizim de bunu yapmamız lazım. İlla Türk futbolcu yetiştirmek zorunda değiliz. Altyapıdan Türk oyuncular çıkarırken scouting sistemiyle bulduğumuz genç ve yetenekli yabancı oyuncuları alarak onlara yatırım yapmalı ve parlatıp satmalıyız. Bunu az da olsa uygulamaya çalışan kulüplerimiz var. Ancak bunu yapabilmemiz için yabancı sınırının serbest olmasına ihtiyacımız var. Yoksa kimse kadrosunu güçlendirirken elindeki para kaynağını ve oyuncu kontenjanını gençlere harcamak istemeyecektir. Bunun gibi herkesin faydalanabileceği uygulamaları öncelikle TFF’nin, sonrasında da kulüplerimizin planlamasını ve uygulamaya sokmasını bekliyorum. Aksi takdirde ileride Avrupa ile olan aramızdaki ekonomik uçurum daha da artacak ve Norveç, Çekya, Avusturya, Danimarka gibi ülkelerin seviyesine düşme tehlikemiz var. Bu yüzden Türk Futbolunun doğru bir başkan ve federasyon yönetimiyle, kaostan uzak, barışçıl ve sadece bireysel faydadan uzak, ülke menfaatlerini gözeterek hem ekonomik hem de sportif açıdan doğru kararlar alınarak hareket edilmesini diliyorum.

LİDER HABER.... HABERİN LİDERİ...

porno sex brazzers porno hd porno porn porno seyret hack forum

betmarino aresbet betnano asyabahis mroyun bahigo mobilbahis bets10 imajbet betper