Lider Haber

Çağlan Tekil

Çağlan Tekil
Mehmet Akif Ertaş
Mehmet Akif Ertaş( akif@liderhaber.com )
17 Nisan 2020 - 0:00

Deneyerek Yenilmekten ve Yenilerek Denemekten Bıkmayan Bir Bilge: Çağlan Tekil

Çağlan Tekil, 7 Nisan 2020 tarihinde vefat edince, sadece, heavy metalin nitelikten taviz verilmeden Türkiye’de kitleselleşmesi için ter döken bir müzik yazarı ve radyo programcısının bedeni toprakla buluşmadı. 7 Nisan 2020’nin aynı zamanda, sözü edilen müzikteki bilgeliğin idrakine  varmış ve kitleleri bu idrakten ziyadesiyle nasiplendirmek isteyen bir bilgenin sonsuzluğa uğurlandığı tarih olduğunu es geçmemek gerekir.

Evet, Tekil’in söylemini, müzik yazarı, radyo programcısı gibi, soğuk, metalik sıfatlarla değil, önce bilgelikle açıklamak gerekir çünkü Tekil, müzik özelinde hayatı;  kuru, ezberlenmiş, teorinin dar çerçevesine sıkıştırıldığı için, pratiğin geniş alanına yöneldiğinde iki ayağı bir pabuca giren ayaklı kütüphaneler; Recaizade Mahmut Ekrem’in, Binbir Gece Masalları’ndan ilhamla kaleme aldığı Çok Bilen Çok Yanılır eserinin isminden hareketle ilerlenerek söylenirse, çok bildikleri için çok yanılanlar, karşısındakileri aklıevvel yerine koyan akıl küpü bilginler ve o meşhur deyimle kanaat önderleri gibi konumlandırmamıştır.

Bilgelik, Samuel Beckett’ın ruhunu şenlendirerek yol almanın vaktidir, yenildikçe deneyenlerin, yenilmekten ve denemekten imtina etmeyenlerin kollarındaki altın bilezik olduğu için, hayatlarının merkezine hayatı ve bilgeliği yerleştirenler ayaklarına takılmaya çalışılan prangayı umursamazlar.

Tekil, oyuna, üç sıfır yenik başlayan kıymetlilerdendir. Kıymetli olmasının arkasındaki saik de budur zaten.

Müzik yazarıdır ama alışılanı, bilineni un ufak eden bir kalemdir elinde tuttuğu. Bu yüzden sözü edilen etiket ona hem bol hem de dar gelmiştir.

Radyo programcısıdır ama Meltem Ahıska’nın, bünyesinde,  akademik dilin hantallığını barındırmayan kitabı çağrıştırılarak ifade edilecek olursa, Radyonun Sihirli Kapısı’nı aşındırma mutluluğuyla dolup taşan bir sihirbaz edasıyla oturmuştur koltuğuna ve bu sihirbazın derdi şapkadan tavşan çıkarmak değil, müzikten, bilgeliği elinin tersiyle itmeyen bir hayat devşirmektir.

Heavy metal gibi, sadece sıradan olmakla itham edilenlerin değil, Türkiye’nin müzik sektörünü ellerinde bulunduranların ve onların hınk deyicilerinin ötekileştirmek için fazla mesaiye giriştikleri bir türü kitleselleştirmek için ter dökmüştür ama nitelikten zerrece taviz vermeden.

Söz Tekil’den açıldığında akla hemen bu müzik türü gelse de  rockun, “Rak”laşmaması  “Rak”laştırılmamasında da katkısı büyüktür.

Türkiye’nin ilk fanzini olan Laneth’i 1991 yılında çıkararak fanzin kültürünün de benimsenmesini sağlayan Çağlan Tekil; modernizmin patolojsinden, postmodernizmin psikopatolojisine geçen Türkiye’de, Charles Baudelaire ile Ahmet Haşim’i müzikte buluşturarak müziğin, önce kültürel ama hakiki, samimi ve hakkaniyetli kültürel birikim istediğini vurgulayanlar zincirine bir halka olarak eklenmiştir.

7 Nisan 2020 tarihinde sadece bu halkanın tenidir üç günlük dünyadan göç eden. Canı, müzik özelinde; kültür, sanat, edebiyat ortamında turlamaya devam eden iki ayaklı koronalarla, bilgelikten taviz verilmeden mücadele edildikçe ölüme mahkûm olmayacaktır.

 

LİDER HABER.... HABERİN LİDERİ...

porno sex brazzers porno hd porno porn porno seyret hack forum

betmarino aresbet betnano asyabahis mroyun bahigo mobilbahis bets10 imajbet betper