Lider Haber

DİLEK TÜRKAN

DİLEK TÜRKAN
Mehmet Akif Ertaş
Mehmet Akif Ertaş( akif@liderhaber.com )
09 Ocak 2020 - 22:04

Solistini Gölgede Bırakmayan Bir Grup ve Güneşine Gölge Düşürmeyen Bir Solist

Müzikle öylesine ilgilenen dinleyiciler, çalışmalarını gruplarla gerçekleştiren solistlerin, gruplarla özdeşleştiklerini, gruplar olmadan yuvasız kuşlar gibi kalacaklarını düşünürler.
Bu düşünceyi somutlaştıran solistlere, Türkiye’de ve Türkiye dışında tesadüf edilse de, suyu tersine akıtan, nadir isimler de yok değildir.
Adından söz açıldığında illaki birlikte çalıştığı İncesaz akla gelen ve grubuyla özdeşleştirilen Dilek Türkan bu nadir isimlerdendir.
Türkan’ın İncesaz’la imzaladığı çalışmalar, gölgede kalmadığı çalışmalardır. Zira hem Türkan’ın, hem de grubunun, müziği Hız Çağı’nın kodlarıyla çözmek gibi bir derdi yoktur.
Müzik onlar için öncelikle gelenektir. Geleneğin nimetlerinden istifade edemeyen müziğin, yolun yarısına gelmeden tıknefes kalacağını düşünürler.
Gelenekten ilham almakla birlikte modern kurgudan uzak durmazlar ancak, bu kurgunun, gelenekle aralarına aşılmaz mesafeler yerleştirmesine de izin vermezler.
Teganninin sadece sesin değil, enstrümanın da olmazsa olmazı olduğuna inanmaları, birbirleriyle yarışmalarını da engellemiştir.
Türkan’ın Tango’yu, Osmanlı Musikisi, Osmanlı Musikisi’ni de Tango dağarcığından okumasında kendisi kadar, İncesaz’ın da katkısı büyüktür.
Güney Amerika’da dünyaya gelen, Latin Kültürü’nün etkili olduğu topraklarda baş tacı edilen Tango, bilindiği gibi Türkiye topraklarında Seyyan Hanım sayesinde benimsenmiş, Necdet Koyutürk ve Fehmi Ege ile nitelik taviz verilmeden kitleselleşmesi sağlanmıştır.
Türkan’ın bu türü tercih etmesinde, bugüne uzanan tarihinde, genelde erkeklerin hâkim olması, Seyyan Hanım’dan sonra, kadınların adlarının geçmemesi etkilidir.
Tango, onu öylesine dinleyenleri geçmişe götürür ve dinleyenlerde nostalji duygusu uyandırır. Bu özelliği taşıyan dinleyici, nostalji kelimesinden sadece geçmişe özlemi çıkardığı için, dinlediği eserle geçmişe seyahat eder ve orada kalır. Oysa Dilek Türkan, nostaljiyi, Svetlana Boym’un Nostaljinin Geleceği adını verdiği eserinde vurguladığı gibi, gelecek tasarımı aracı olarak konumlandırdığı için onu dinleyen, geçmişe seyahat etmekle kalmaz, bu seyahati geçmişle gelecek arasında sapasağlam bir köprü kurmak için inşa eder.
Türkan, geleneği ıskalamadığı için, sesinin Türk Sanat Müziği’nden önce Osmanlı Musikisi ile hallihamur olduğunu vurgulamak gerekir. Popüler kadar popülist atraksiyonlar sesinden uzak olduğu için, sesi Türk Sanat Müziği’nin fasit dairesine sıkıştırılamaz.
Seyyan Hanım’la, Lale ve Nerkis Hanımları, Özdal Orhon’u ortak paydada, notayı bulandırmadan buluşturan Dilek Türkan, dinleyicileriyle, özelde gelecek, genelde tarih tasarımı gerçekleştirmek için mikrofon karşısına geçmektedir.
Bu tasarımın uzun ömürlü olması, doğal olarak sadece Dilek Türkan gibi solistlerin, İncesaz gibi grupların değil, onları hakikaten özümseyerek dinleyenlerin çoğalmalarıyla mümkündür.

LİDER HABER.... HABERİN LİDERİ...

porno sex brazzers porno hd porno porn porno seyret hack forum

betmarino aresbet betnano asyabahis mroyun bahigo mobilbahis bets10 imajbet betper