Lider Haber

Efkârlarını Kendilerini Toparlamak İçin Dağıtanların Sözcüsü: İhsan Mendeş

Efkârlarını Kendilerini Toparlamak İçin Dağıtanların Sözcüsü: İhsan Mendeş
Mehmet Akif Ertaş
Mehmet Akif Ertaş( akif@liderhaber.com )
31 Temmuz 2020 - 0:46

Uğur Önür’ün elinde geleneğin koridorlarında yeniden gezinen, Cafer Nazlıbaş’la, Türkiye’ye özgü Popüler ve Popülist Kültür’e kucak açan kabak kemaneye itibarını kazandıran ve bu itibarın yerini sağlamlaştıran isim İhsan Mendeş’tir. Bu özelliğiyle Mendeş’in kabak kemanenin layıkıyla icrası bağlamında milat olduğunu vurgulamak mümkündür.

1958 yılında Kastamonu’da dünyaya gelen, müziğe ilk adımını, mandolin ve bağlamaya ses vererek atan Mendeş, daha sonra yaylı enstrümanlara ilgi duymuş ve hislerinin tercümanı olacağını düşünerek kabak kemaneye yönelmiştir.

TRT’nin 1981 yılında açtığı sınavda başarılı olarak bu kurumda çalışmaya başlayan Mendeş, Ege Bölgesi’nin ve Teke Yöresi’nin enstrümanı olarak bilinen kabak kemaneyi başka coğrafyalarla buluşturan bir virtüöz olarak kendisini kabul ettirmiştir.

Enstrümanını yorumlamakla kalmayan, icra eden enstrümanistin konumunu vurgulamak için kullanılan virtüöz, Klasik Batı Müziği eserlerini çalanlar için kullanılan bir terim olduğu halde, artık, başka müzik türlerinde icra düzeyine ulaşan isimler için de tercih edilmektedir.

Kalan Müzik’ten 2005 yılında çıkardığı albümüne Efkâr adını veren Mendeş, kabak kemane eşliğinde dinleyicisinin gözünün önüne, pastorali lirikle nakışlayan bir manzara getirmiştir.

Yerelliğin laubaliliğiyle yüzgöz olmamış bu manzara, dinleyiciye, Toplumcu- Gerçekçi söylemi, sözü edilen zaafa saplanmadan eserlerine yansıtan edebiyatçıların eserlerini hatırlatmıştır.

Virtüözlük enstrümanistin mağrurlanmasını beraberinde getirirken Mendeş, enstrümanıyla mütevazılığın ve inceliğin şiirini kaleme almıştır. Bu yüzden onun enstrümanıyla kurduğu bağlantıyı Gülten Akın’ın İlkyaz şiirinin dillere pelesenk olan, Ah kimselerin vakti yok/Durup ince şeyleri anlamaya dizeleriyle bir arada ele almak mümkündür

Akın’ın dizelerini kabak kemane aracılığıyla somutlaştıran Mendeş, cinsiyetçiliğe icazet vermeyen bir çizgide ilerleyerek, müzik ile feminist teori arasındaki bağlantıyı Türk Halk Müziği üzerinden inceleme düşüncesinde olanlara bereketli bir alan açmıştır.

Duyguya seslenerek onu hareketlendirdiği vurgulanan kabak kemane, Mendeş’le, duyguyu ön plana çıkarmayan, duyguyla aynı yerde durmamasını akılla bağ kurmasına borçlu olan hissi devreye yerleştiren bir enstrüman olarak kendisini göstermiştir.

Birçok kavram gibi aşkın da neoliberal düşüncenin kodlarıyla çözüldüğü günlere, âşık değil, aşk olmanın önem hatta kıymetinin altını kabak kemanesiyle çizerek itiraz etme hakkını kullanan Mendeş, Fuzûlî’nin ve onun gibi düşünen şairlerin dizelerini yirmi birinci yüzyıla taşıyan bir enstrümanisttir.

Kabak kemane gibi geleneğin merkezinde oturan bir enstrümanı icra etmesi Mendeş’i lümpenliğin dağarcığından istifade ederek hayatlarının anlamını artıranların yanında yer almalarını beraberinde getirmediği gibi, elitist refleks sahipleriyle de arasına mesafe yerleştirmesini kolaylaştırmıştır.

Uğur Önür gibi enstrümanistlerin ilham aldıkları İhsan Mendeş, efkârlarını dağıtırken kendilerini toparlamayı da ihmal etmeyenlere nabız olan bir enstrümanisttir.

Nabız tutmak kadar nabız olmanın künhüne varmak isteyenlerin, ayaküstü yarenliği rafa kaldırarak onun dünyasına yaklaşmaları gerekmektedir.

LİDER HABER.... HABERİN LİDERİ...