Lider Haber

Ruşen Alkar

Ruşen Alkar
Mehmet Akif Ertaş
Mehmet Akif Ertaş( akif@liderhaber.com )
02 Nisan 2020 - 20:56

Kategorize Edilemeyen ve Pasif Direniş’i Çağrıştıran Bir Müziğin Temsilcisi: Ruşen Alkar

Kürtçe Müzik için ter döken kadın solistlerin birçoğu solistlikle yetinirlerken, Ruşen Alkar gibi isimler, solistliğin yanında beste çalışmalarını da çoğaltarak kendilerini kabul ettirmişlerdir. Alkar sadece solistlikle yetinmesiyle değil, değişik müzik türlerini ortak paydada buluşturmasıyla da diğer solistlerden farklı bir yerde durmaktadır. Onun müziğini, kategorize edilemeyen müzik olarak konumlandırmak da mümkündür.

Diyarbakır’da dünyaya gözlerini açan Alkar, bu şehrin Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun olduktan sonra; müzik özelinde sanat hareketliliğinin atar ve toplardamarı olan İstanbul yerine, İzmir’i mesken tutmuş ve Dokuz Eylül Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nde lisans ve yüksek lisans derecelerini almış, aynı üniversitenin Güzel Sanatlar Enstitüsü Müzik Bilimleri alanında doktora çalışmalarını yürütmüştür.

İlk albümünü, Kalan Müzik’ten, 2015 yılında Sebr (Sabır) adını vererek çıkaran Alkar, dikkatleri hemen üzerine çekmiştir. Gözlerin müziğine bir anda odaklanmasında; Serdar Ateşer, Ayşe Tütüncü, Cem Aksel gibi isimlerin katkıları büyüktür. Bu isimler, bilindiği gibi, müzikler arasında yaşanan diyalogdan çok hasbihâle inandıkları için, hem kendi çalışmaları, hem de eşlik ettikleri çalışmalar, aynı tonu duymaya alışık dinleyicinin dikkatini her daim çekmiştir. Sebr de bu yüzden çıktığı andan itibaren el üstünde tutulmuştur.

Hêdî Hêdî (Yavaş Yavaş) adlı ikinci albümünü, aynı müzik şirketinden 2019 yılında çıkaran Alkar’ın imza attığı müzik, farklı türlere yelken açsa da adlarından anlaşılacağı üzere, dinleyiciye sakinlik, daha doğrusu asudelik aşılamaktadır.

Farklı türleri bünyesinde barındırsa da, koşturarak, kuru gürültüye neden olarak ilerlememesinde, asudeliği tercih etmesinde; yukarıda sıralanan isimlerin hazırladıkları zemin etkili olmuştur.

Kimlik, Toplumsal Cinsiyet, Sözlü Kültür, Kültürel Hegemonya gibi alanlarda ulusal ve uluslararası sempozyumlarda bildiri de sunan Alkar, bu alanlardan nasıl layıkıyla beslendiğini müziğinde belgelemiştir. Alkar, cinsiyetçiliğe icazet vermeyen ses tonuna sahip olmasını bu alanları özümsemesine borçludur.

Kürtçe Müzik’in geleneksel kurgusunun izini takip eden kadın solistlerin çoğunda, refleksif bir ton varken, sadece modern değil, geleneksel kurgudan nasiplenen Alkar böylesi tuzaklara düşmemiştir çünkü sözü edilen alanlar onu beslemiştir.

Geleneksel ile modern arasında ayakları yere sapasağlam basan bir köprü kuran Alkar’ın sabreden ve yavaş yavaş ilerleyen müziğinin, sosyopolitik bağlamda okunduğunda, köşeye çekilmişliği değil, Gandi’nin ruhu şenlendirilerek ifade edilecek olursa Pasif Direniş’i katalize eden bir yapıda olduğu berrak bir şekilde görülebilecektir.

Pasif Direniş, doğal olarak Asya kökenli bir kavramdır ve birçok Asya kökenli kavram gibi, Avrupamerkezci  söylemin kodlarıyla çözüldüğü için yanlış algılanmıştır.

Bu kavram konformizmi elinin tersiyle ittiği halde, Pasif Direniş’i destekleyenlerin konformizmden uzaklaşamayacakları düşünülür. Oysa Gandi ve Pasif Direniş’i onun gibi önemseyenlerin biyografileri sözü edilen söylemin gölgesinde okunmadığında sadece konfornizm değil, kapitalizm ve onun bir üst aşaması olan neoliberalizmi hayata geçirmeye çalışanların Pasif Direnişçilerle baş edemedikleri ve baş edemeyince gayriinsani yöntemleri kullanmakta gecikmedikleri yine berrak bir şekilde görülebilecektir.

Ruşen Alkar’ın Pasif Direniş’i çağrıştıran müziği, neoliberal söylemin tezgâhından korona aracılığıyla geçmenin zorlu sınavını verenlere koşar adım ilerlemediği için hemdert olan bir müziktir.

Bu derdi idrak edenlerin çoğalması, sabrederek ve yavaş yavaş ilerleyenlerin azalmamasına bağlıdır.

 

 

 

LİDER HABER.... HABERİN LİDERİ...

porno sex brazzers porno hd porno porn porno seyret hack forum

betmarino aresbet betnano asyabahis mroyun bahigo mobilbahis bets10 imajbet betper