Lider Haber

Tek Yönlü Olduğu Sanılan Sorumluluk

Tek Yönlü Olduğu Sanılan Sorumluluk
Mehmet Akif Ertaş
Mehmet Akif Ertaş( akif@liderhaber.com )
11 Eylül 2020 - 0:39

 

 

Diva; Türkiye’de; kendisine Müzik Yazarı, Müzik Eleştirmeni diyen ya da böyle servis edilen, bulundukları konuma hak etmeden gelen sözümonaların, âdet yerini bulsun diye, hem dillerine, hem de kalemlerine doladıkları kavramlardandır.

Kadın tanrıça anlamına gelen, primadonnalara yakıştırılan bu kavramla buluşturulan ilk isim Maria Callas’tır. Türkiye’deyse; Leyla Gencer, Bülent Ersoy, Ajda Pekkan divalıklarıyla ön plana çıkarılmışlardır.

Türk Sanat Müziği’ne Ersoy’dan önce hizmet etmeye başlayan Müzeyyen Senar da bu etiketle ödüllendirilmiştir.

Callas ve Gencer örneklerinde de görülebileceği üzere, divalık, müziği, hem sanat, hem de bir bilim olarak konumlandıranların, sadece kendisine değil, seslendiklerine karşı da sorumlu olduğunu unutmayanların sıfatıyken, Pekkan ve Ersoy’dan önce Senar’la birlikte sözü edilen özelliklere gerek duyulmadan yorumcuya yakıştırılan bir etikete dönüşmüştür.

Cumhuriyet Türkiye’de ilan edilmeden beş sene önce dünyaya gelen Senar, Osmanlı Musikisi’ni Türk Sanat Müziği’ne dönüştürenlerin hislerine tercüman olduğu bir hayata imza atmıştır. Bu yüzden sesinde, Lale ve Nerkis Hanımları Özdal Orhon’a bağlayan geleneğin izine tesadüf edilmez.

Cumhuriyet Divası olarak kabul edilen Senar, müzik dışındaki faaliyetleriyle de adından söz ettirmiştir. Zaten Senar’ı sözü edilen faaliyetlere Cumhuriyet Kadını olmayı önemsemesi yönlendirmiştir.

Bu faaliyetlerin başında 6-7 Eylül olayları vardır. Öyle ki Senar bu olaylarla özdeşleşmiştir.

Orhan Kemal’in, Gurbet Kuşları adını verdiği eserinde, Efendisini tokatlayamayan uşağının sırtına biner cümlesiyle özetlediği, İstanbul Pogromu olarak da bilinen olaylarda, İstanbul’da ikâmet eden Rum azınlığa karşı organize toplu saldırı gerçekleşmiştir. Senar da önce sanatçı değil, Cumhuriyet Kadını olduğunun bilinciyle saldırıları körükleyenler arasında yerini almıştır.

Söz, Türkiye’de sanatçılığın arka plana atılmasından açıldığında akla gelecek tek isim doğal olarak Senar değildir. Bu bağlamdaki kara liste uzundur ancak kendilerini Müzik Yazarı, Müzik Eleştirmeni olarak servis edenler, divalık ve sanatçılık dâhil olmak üzere kavramları layıkıyla konumlandırma meziyetinden mahrum oldukları için Senar’ın konumunu idrak etme sorunu yaşamaktan kurtulamamışlardır.

Adı 6-7 Eylül Olayları’na karışmışsa da, Senar’ın sanat icra etmiş bir isim olduğu hakikati es geçilemez. Özellikle ilk dönemleri, tam anlamıyla dâhil edilemeyeceği Osmanlı Musikisi’nden istifade ederek hayat verdiği Türkü formundaki eserler, aradan yıllar geçse de dinleyicinin kulağındaki pası temizleyecektir.

Burada sorun Senar’da değil, onu sorunlu bir şekilde konumlandıranlardadır. Senar, sözü edilen olayları canıgönülden desteklediği için özür dilemeden bu dünyadan göçmüş ama tarihler 6-7 Eylül’ü gösterdiğinde gözyaşlarını tutamayan Müzik Yazarı, Müzik Eleştirmeni, Senar’ın divalığına toz kondurmamayı ihmal etmemiştir.

Sorumluluk sadece sanatçı veya bu yazı bağlamında divadan beklendiğinde sorumluluk olmaktan çıkmaktadır.

Her fiil gibi sorumluluğun da iki yönü vardır. Tek yöndeki hareketlilik ister istemez ataleti beraberinde getirecektir.

LİDER HABER.... HABERİN LİDERİ...